CUMANIZ MÜBAREK OLSUN

Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh...

Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :

Cuma namazına üç grup insan katılır: Kişi var, namaza katılır, boş konuşma yapar. Bunun namazdan hissesi o konuşmasıdır. Kişi var namaza gelir dua eder. Bu kimse Allah'a duada bulunmuştur. Hz. Allah dilerse onun istediğini hemen verir, dilerse vermez. Kişi vardır, namaza gelir sadece dinler ve sükut eder, müminlerin arasından yararak geçmez kimseye eza vermez. Onun bu namazı, daha önce geçen cumaya ve fazladan da üç güne kadar (günahlarına) kefarettir. (Bu hal Yüce Hz. Allah'ın şu sözüne binaendir: 'Kim bir hayır yaparsa bu kendisinden on misliyle kabul edilir.')

Ebu Davud, Salat 235

Dinimize göre Cuma haftanın en önemli günüdür. Şartlarını taşıyan Müslümanların bu günde bir araya gelerek Cuma namazı kılmaları farzdır.



Hutbemizin başında okuduğumuz Cuma sûresinin 9. âyeti kerimesinde Yüce Allah (c.c.) mealen “Ey iman edenler, Cuma günü namaz için ezan okunduğu zaman, hemen Allah’ın zikrine (namaza) koşun. Alış verişi bırakın, böyle hareket ederseniz sizin için daha hayırlıdır”1 buyurur.

Peygamberimiz, Mekke-i Mükerreme’den Medine-i Münevvere’ye hicret ederken, Ranuna denilen mevkiye geldiğinde, ilk Cuma namazını kıldırmıştır. Peygamberimizin bu tutumu, Cuma namazının önemini ortaya koymaktadır.



Cuma Gününün faziletini de, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle ifade buyurmuşlardır: “Güneşin doğduğu günlerin en hayırlısı Cuma günüdür.” 2
Cuma günlerinde, her Müslüman; mümkünse boy abdesti almalı temiz elbiselerini giymeli, güzel kokular sürünmeli ve camiye erken gitmelidir. Hutbeyi dikkatle dinlemeli ve huşu içerisinde Cuma namazını kılmalıdır.



Cuma namazı, Müslümanların kaynaşmalarını sağlamak açısından, büyük önem arz etmektedir.

Bu namaz sayesinde, zengin-fakir, amir-memur, işçi-işveren, güçlü-güçsüz, genç-ihtiyar aynı safta yer alırlar. Böylece Yüce Allah’ın huzurunda; herkesin eşit olduğu gerçeği tezahür etmiş olur.

O halde kılınan Cuma namazı ile, duaların kabul edileceği mübarek saatiyle; çeşitli konuların Müslümanlara duyurulduğu hutbesiyle; ve daha nice maddi ve manevi güzellikleri ile, Müslümanlar için bugün müstesna bir gündür. Müslümanlar olarak bu mübarek Cuma gününe özel önem vermeliyiz. Bunca özellik ve güzelliğin kendisinde toplandığı Cuma namazına iştirak etmek için, azami gayret sarfetmeli, büyük bir titizlik göstermeliyiz.



Hutbemi; Peygamberimiz (s.a.s.)’in, bu konudaki bir hadisi şerifiyle bitirmek istiyorum.



“Cuma gününde öyle bir zaman dilimi vardır ki, ona denk gelen Müslüman’a, Allah istediğini verir.”

Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh...
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :

Cuma (namazı kılma)'ya gitmek, ümmetimin fakirlerinin haccıdır.(Deylemi)



Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh...

Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :

Kim (cuma günü) yıkanır, erkenden (mescide) gider, yürür ve binmezse, imama yakın durur, dinler, malayani söz etmezse ona her bir adım için bir yıllık oruç ve namaz sevabı yazılır.

Tirmizi, 946



Bismillahirrahmanirrahim

Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh...Hayırlı Cumalar..

Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” çeşitli hadîs-i şerîflerinde buyurdu ki:


(Bir kimse, mâni yok iken, üç Cuma namazı kılmazsa, Allahü teâlâ, kalbini mühürler. Ya’nî iyilik yapmaz olur).



(Cuma namazından sonra bir an vardır ki, mü’minin o anda ettiği duâ red olmaz).



(Cuma namazından sonra, yedi defa İhlâs ve Mu’avvizeteyn yani Felak ve Nas surelerini okuyanı Allahü teâlâ, bir hafta kazâdan, belâdan ve kötü işlerden korur).



(Cumartesi günleri yahudilere, Pazar günleri nasaraya [hıristiyanlara] verildiği gibi, Cuma günü de Müslümanlara verildi. Bu gün, Müslümanlara hayır, bereket, iyilik vardır).



Ebû Hüreyre radıyaîlahü anh'den anlatılır:

Peygamber aleyhisselâm şöyle buyurmuşlardır:

«Güneşin doğduğu günlerin en hayırlısı Cuma günüdür. Çünkü Adem aleyhisselâm o günde yaratıldı, o günde Cennete konuldu, o günde Cennetten yer yüzüne indirildi. O günde bir saat vardır ki; Allah'tan bir şey isteyerek, kıldığı namazı o saate isabet ettiren her müslim kuluna Allah istediğini verir.»

Ebû Hüreyre radıyallahü anh devam ederek derki:

Sonra Abdullah bin Selâm'a rastgeldim ve kendisine bu Hadîsi anlatınca; Abdullah bin Selâm:

— O saati biliyorum, dedi. Bunun üzerine kendisine:

— Hiç bahillik etme, onu bana haber ver, dedim. O da:

— ikindiden sonra güneş batıncaya kadar olan zamandır, diye söyledi.

Dedim ki: ,

— İkindiden sonra nasıl olabilir? Allah'ın Resulü: Müslim kul namaz kılarken o saate isabet etmez, buyurmuştu. Halbuki ikindiden sonraki vakit namaz kılınmayan bir zamandır.

Bunun üzerine Abdullah bin Selâm şöyle cevap verdi:

— Resûlullah, oturup da namazı bekleyen kimse namazdadır, buyurmamış mı idi?

— Evet, dedim. O da:

— İşte, bu o demektir, dedi.

Ebû Hüreyre ile Abdullah bin Selâm bu saatin güneş batmadan önceki saat olduğunu söylemişlerdir.


(Tirmizî, Ebû Davud, Neseî)




Fakih anlatıyor:
-Babam bana şöyle anlattı:
-Salih Meri, cuma gecesi, cuma namazını kılmak üzere mescide gitmek için yola çıktı. Kabristana uğradı. Kendi kendine şöyle dedi:
-Tan yeri ağarıncaya kadar kalayım.
Kabristanın içine girdi. İki rekat namaz kıldı. Bir kabre dayandı. Gözlerine uyku geldi. Şöyle bir rüya gördü: Kabirde yatanlar kabirlerinden çıkmışlar, halka halka olup oturmuş, konuşuyorlar.

Bir de baktı ki,onlardan ayrı, kirli elbiseli bir genç, bir köşede, üzüntülü bir halde oturuyor. Onu yanlarına oturtmuyorlar. Oradakilerin hepsine tepsi tepsi, üzeri mendillerle örtülü hediyeler gelip dağıldı. Herkes kendi tabağını aldı; sonra kabrine girdi. En sonuna bu genç kaldı.
O da üzüntülü bir halde, kalktı; kabre girmek istedi. Hemen ona sordum:
-Hey Allah'ın kulu, sende gördüğüm bu üzüntü neden? Sonra gördüğüm bu hâl nedir?
Bana şöyle dedi:
- Ey Salih Meri, sen o tepsileri gördün mü?
- Evet, gördüm, deyince şöyle anlattı:
- O tabaklar, hayattakilerin ölülerine hediyeleridir. Onların adına verdikleri sadaka, yaptıkları dua, cuma geceleri onlara gelir.
Daha sonra şöyle dedi:
- Ben, Sindli biriyim. Anam hacca gitmek istedi; beraber yola çıktık.Basra'ya gelince öldüm. Bundan sonra anam evlendi. Kendisinin bir oğlu olduğunu ve öldüğünü kocasına anlatmadı. Dünyaya daldı. Ne bir işaretle ne de bir sözle beni andılar.
Ölümümden sonra beni hatırlayan kimse olmayınca üzülmek bana haktır.
Sordum:
-Senin ananın evi nerede?
Onun yerini bana anlattı.
Sabah oldu Namazımı kıldım. Sonra gittim. O kadının evini sordum, buldum.
Yanına gittim,izin istedim. Kendimi ona tanıttım, kapıdan:
-Ben Sâlih Meri'yim, dedim. İzin verdi, içeri girdim.
Şöyle dedim:
-Benim söyleyeceğim söz, senin söyleyeceğin söz hiç kimse tarafından duyulmamalıdır. Böyle istiyorum.
Ona yaklaştım, aramızda bir perde kaldı.
Şöyle sordum:
-Sana Allah'tan rahmet dilerim, çocuğun var mı?
-Yoktur.
Tekrar sordum:
-Daha önce bir çocuğun olmuşmuydu?
Derin bir nefes aldı, sonra şöyle dedi:
-Benim bir genç oğlum vardı, öldü.
Bunun üzerine durumu ona anlattım.Ağlamaya başladı.
Sonra şöyle dedi:
-Ey Salih! O benim ciğerparem, kalbim idi. İçim onun yuvası olmuştu. Göğüslerimden ona süt içirdim. Kucağım onun sığınağı idi.
Daha sonra çıkardı bana bin dirhem verdi. Ve şöyle dedi:
-O sevdiğim göz nurum için bunları dağıt. Kalan ömrümde onu duadan unutmayacağım. Onun için sadaka vereceğim.
Gittim, o bin dirhemi dağıttım.
Ertesi cuma geldi. Cumaya gitmeyi istedim. Yine kabristana uğradım.İki rekat namaz kıldım, sonra bir kabre dayandım. Yine dalmışım. Baktım ki, bir cemaat yine çıkmış. Bu arada o genci gördüm. Üzerinde beyaz bir elbise vardı. Sevinçli ve mesrurdu.
-Ey Salih! Allah bizim için seni mükâfatlandırsın. Gönderdiğiniz hediye bize geldi.
Ona dedim ki:
-Siz kabirdekiler cumayı bilirmisiniz?
Şöyle anlattı:
-Evet biliriz. Havadaki kuşlar bile onu bilir. Cuma günü için birbirlerine şöyle derler:
-Bu faziletli gün için, selâm,selâm...




Bir CUMA gününe daha kavuştuk RAHMAN'ın lutfuyla
O gün ki MUMİNİN bayramı hükmünde, O GüNKİ içinde nice RAHMET PARILTILARI var görmesini bilene...


Enes b. Malik;ten rivayet edilen hadiste Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
Cuma günü kötülükten uzak ve güzel geçerse diğer günler de güzel olur.
Ramazan ayı kötülükten uzak ve güzel olunca, sene de selamette olur

Yine bir Hadisi şerif te Peygamber Efendimiz (sav) CUMA gününün faziletini şöyle ifade ediyor"Adem o gün yaratıldı, o gün cennetten yere indirildi, o gün tevbesi kabul
edildi ve o gün vefat etti, kıyamet günü de o gün kopacaktır, İnsan ve cinden başka hiç bir yaratık yoktur ki, her canlı tan yeri ağardıktan gün doğuncaya kadar
-kıyamet belki bugün kopar korkusu ile- kulak kabartmasın. Bir de o günün içinde
bir saat vardır ki, bir Müslüman kul, tesadüfen, o esnada namaz kılıp Allah-u Teâlâ Hazretlerinden bir hacetini dilerse onu Allah-u Teâlâ muhakkak ona verir"
(Tecrid,III, 4-5;Müslim, Cum'a, 17 vd.).



Bu Mübarek GÜNDE bize açılan RAHMET kapılarını fark edebilmek, O kapılardan içeri süzülüp RAHMET ufkunda seyrü sefer edebilmek , bügünün vesilesiyle bir kez daha ömür muhasebesimizi yapıp samimiyetle O'na (cc) yönelmek duasıyla inş...

Kalbinizden ALLAH(cc) ve RESULÜNÜN (sav) aşkı, dilinizden adı eksik olmasın İNŞ...AMİN



(Sevaplar içinde Cuma günü ve gecesinde yapılandan daha kıymetlisi, günahlar içinde de, Cuma günü ve gecesinde işlenilenden daha kötüsü yoktur.)
[Ramuz]




(Büyük günah işlenmediği müddetçe, beş vakit namaz ile Cuma namazı, öteki Cumaya kadar aralarda işlenen günahlara kefarettir.)
[Müslim]



Hamd Alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.Elhamdülillah

Salat ve selam O'nun Resulü ve Habibi'ne,Habibi'nin sevdiklerine olsun.

Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina muhammedin ve ala alihi adede kema-lillahi ve kema yeligu bikemalih.

Yevmil cumadır bugün
Sen'in(c.c) mübarek kıldığın gündür bugün
İlahi geldik dua makamına duasız kalmış yüreklerimizle
Geldik Zikr makamına zikr'i unutmuş dillerimizle
Affet Allah'ım
Haşret Allah'ım
Yüreğimizdeki duaları hakkımızda hayırlı et Allah'ım



Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !